25 Kasım 2017 Cumartesi

Dur bi sakin ol Özgürcüm

"Allah kahretsin! Fena sıçtık bu sefer!"

"Dur bi sakin ol Özgürcüm. N'oldu ki?"

"Bizimki çıktı, bunlar yurt dışına para kaçırıyorlar dedi, meğer dışarıya para çıkmamış, sonra yurt dışından para geliyor, bunlar kara para aklıyor dedi, yurt dışımdan da para gelmemiş..."

"Eeeee?"

"Şimdi de bir sterling sermayesi olan şirket nasıl bu kadar para çeviriyor diye bağırıyor. Şirketin sermayesiyle çevirdiği paranın alakası olmadığı bir anlaşılırsa!..."

"Dur hele biraz. Gel bir soluklan. Sen çok heyecan yaptın. Gürsel, bir çay söyle Özgür'e"

"Sağol abi, ben biraz sakinledim ama hala boka batmış durumdayız!"

"Yok be Özgürcüm. Türkiyede hangi politikacı zırvaladı diye boka batmış ki biz batalım?"

"Nasıl yani?"

"Çok basit, bizimki ne söylerse söylesin, bizim seçmen yine bize, onların seçmeni de yine onlara oy verecek."

"Ama abi çok ciddi sıçtık bu sefer, adam bize milyonluk tazminat davası açtı."

"Olmaz bir şey. Adam bizimkinden iyisini mi bulacak? Hallolur bu tazminat falan. Sen şimdi Bülent'e söyle, çıksın yeni bomba geliyor, zaten dökümanlar da sahte değildi, bir sterling, tabela şirketi, kara para falan bir şeyler söylesin. Seçmenlere de çok takılma. Zaten çoğu ne olduğunu anlamadı bile, sabah ters tarafından kalkan bir ikisi de sakinleşir bunları duyunca."

"Sağol be abi. Her derde devasın valla..."

"Günaydın arkadaşlar. Adalet mülkün temelidir."

“Oo günaydın sayın genel başkan. Yüzünüz gülüyor bu sabah!”

"Gülmez mi? Çok fena geçirdik bunlara dün. Salı günü de Rıza bombasını patlatırsak ülkeden kaçarlar her halde."

"Sayın genel başkan, dün söylediklerinizle ilgili birkaç sorun...."

"Siz Özgür'e bakmayın sayın genel başkan, sorun falan yok! Size verdiğim metni çalıştınız mı Salı günü için?"

"Çalışmaz mıyım? Biraz da geliştirdim. Rıza devlet sırlarını çalmak için bir orkestra kurup, müzisyen kimliğine büründü, faaliyetlerine bu kisve altında..."

"O Rıza Silahlıpoda sayın genel başkan, bizim Rıza değil."

"Yapma ya? Benim aklımda hep o diye kalmış. Hangi Rıza bizimki?"

"Rıza Sarraf, hani şu altın işleriyle adı gündeme gelen..."

"Hadi canım? İlk defa senden duyuyorum. Neyse çıkartalım bakalım. Nereye yazmıştım?... Gelir vergisi oranları.... Gider makbuzlarındaki eksik tarihler.... Şero'nun kumu... Hah burada! Orksetra kurup, mizisyen kisvesi altında... Sildim!"

"Sayın genel başkan, vergi oranları ve makbuzlardaki şekil şartları ile komuyu dağıtmasak? Bir de Şero'nun kumu sanki biraz havada kaldı."

"Kumu unutmayayım diye not almıştım. Buraya mı yazmışım? İyi ki söyledin, dalar da okurdum vallahi!"

"Elinize sağlık sayın genel başkan. Şimdi bir daha prova edelim konuşmanızı, ama n'olur emprovize yapmayın bu kez."

"Yok, yok, yapmam, sadece Rıza rüşvet verip devletin gizli sırlarını aldı diyeceğim."

"Abi bu devletin gizli sırları nedir? Biri sorarsa diyorum. Silahlı kuvvetlerin savunma planları mı? Devlet arşivinin gizli dökümanları mı?"

"Özgürcüm az önce anlattım daha. Boşver, girme o detaylara. Bizim seçmen soru sormaz, onların seçmen de zaten anlamaz. Devlet sırrı dediysek devlet sırrıdır işte. Kurcalama. Bizim taban bilmese de bilmiyorum, anlamasa da anlamıyorum demez. Hayal gücü kuvvetlidir, bulur birşeyler kafasında, koyar yerine."

"Gürselcim, sen de bizim gazetecileri ara, Kılıçdaroğlu'dan tokat gibi açıklama, Kılıçdaroğlu çok sert konuştu falan diye başlıklarını hazırlasınlar. Ha bir de yandaş medya falan diye onların gazetelerine bok atmayı unutmasınlar."

"Hadi arkadaşlar, allah boş duranı sevmezmiş. Koyulalım yola..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kuala Lumpur: Önce Bürokrasi, Sonra Nezaket

Pegasus’un üzerimizde bıraktığı psikolojik hasardan sonra Air Arabia uçağına biraz tedirgin bindik. Dubai’den, daha doğrusu Sharjah’dan Kual...