Beynimi acıtan şey bu "Suç değil ama etik olarak yanlış" lafı.
Yani şu meşhur Man adası belgelerinde çuvalladıktan sonra kıçlarını kurtarmak için uydurdukları bahane.
Merak etmeyin, yeni bir Kılıçdaroğlu tartışması açmak istemiyorum. Zaten Cehapeliler bile genel başkanımız sanki bu işin çok fazla arkasında durmadı falan demeye başladı.
Arkasında durup da ne yapsın, biraz daha dursa arkadan kaçacak içeri zaten.
Neyse...
Derdim bu etik değil bahanesini yiyen zihniyet.
Bir eylem eğer yasalar tarafından suç sayılmışla suçtur. Sayılmamışsa suç değildir.
Yasalar yazılıdır. Herkes okur ve çoğunluk bu yasaların ne anlama geldiği hakkında aynı fikri taşır.
Cehapelilerin yapıp, tanımı gereği her şeyi bilen, kendisine doğru gibi gelen herşeyi tartışmasız doğru sayan sözde aydınların atladığı bu tanım, bir hukuk devletinin altını oymanın en güzel yöntemidir.
Yani bir eylemin doğruluğunu, haklılığını ve geçerliliğini yazılı hukuktan alıp, herkese göre farklı, muğlak ve subjektif bir kritere tabi tutarak değerlendirmek çok tehlikeli bir tercihtir.
Etik demek ahlaki demektir diye başlayalım.
Görüyor musunuz iş nereye gidiyor?
Yasaları bırakıp, bir eylemin yargısını ahlaka bağlarsak, akşam evde bir kadeh rakı içen her çav bella aydını suçlu diye damgalayıp, hapse atabiliriz.
İçki içmek, hem de toplumun çoğunluğu tarafından ahlaksız, ya da etik olmayan bir eylemdir. Karşı cinsle evlenmeden ilişki yaşamak, karma eğitim, camiye gitmemek gibi bir çok eylem toplumun çoğunun etik değerlendirmesini geçemeyebilir.
Bazılarınız bana dönüp bu başka, Man adalarındaki etiklik problemi başka diyecekler. Ben de bunlara hayır aynı şey diyeceğim. Onlar da bana akepeli diyecekler. Ben de onlara s.ktirin gidin diyeceğim. Bunları yazıyorum ki bu aşamaları hızlıca geçip, sadede gelelim.
Eğer bir eylem suç ise bu kanunla tanımlanır. Kanunla tanımlanmamışsa suç değildir. Nokta.
Tavsiyem, sadece kulaklarına doğru gibi geldiği için, düşünmeden (nasıl şaşırdım, bir bilseniz) atlayıp, sonuçlara varanları boşverip, "etiğimizi" koruyarak adil ve uygar bir davranış gösterelim.
Dünyadan bihaber tuhaf bir siyasetçi kürsüye çıkıp zırvaladığı için kıçını kurtaracak diye Pandora'nın kutusunu açıp, temel insani değerlerimizi tartışmaya açmayalım.
Ben söyleyeyim de...
-
Ne biçim bir adammış bu ya? Hala inanmakta güçlük çekiyorum.
Şabalak herif, bir tomar kağıdı sallaya sallaya kendini yırttı. Bunlar vergi cennetlerine para kaçırıyor diye.
Sonradan iş yurt dışından para geliyor, bunlar kara para aklıyorlara döküldü.
Şimdi para iki Türk bankası arasında gidip gelmiş, iş bir sterling'lik şirket nasıl bu kadar para bulmuşa döndü...
Be utanmaz adamlar.
Madem problem bir sterling'lik şirket nasıl bu kadar para bulduydu da....
Ne diye vergi kaçırıyorlar diye kendinizi yırttınız? Ne diye kara para aklıyor diye kendinizi yırttınız?
Hiç mi utanmanız yok?
Hiç mi yüzünüz kızarmadı?
İlkokul çocuğu bile ödevini yapmadığında böyle hıyar duruma düşmez, o bile sizden iyi bahane bulur.
Bütün bu olan bitende, bir emekli öğretmen milyonlarca doları nereden bulur gibi geçerli tek bir soru vardı. Artık sorsanız bile bu saatten sonra ciddiye alan çıkmaz.
Git evine artık, bu iş olmuyor...
-
Uygar insan ilkelidir. Uygar insan kuşkucudur. Uygar insan sorgular. Uygar insan muhakeme yeteneğine sahiptir. Uygar insan tutarlıdır. Uygar insan saygılıdır. Uygar insan çekincesizdir. Uygar insan düşündüğünü söyler.
Yani uygar insan ilkeleri çerçevesindeki herşeyi sorgular, hiçbir şeyi peşinen doğru kabul etmeden muhakeme eder ve muhattabı kim ve ne olursa olsun tutarlı biçimde düşüncesini saygı çerçevesinde korkmadan dile getirir.
Üçüncü sınıf ilkel kabile toplulukları fanatiktir. Her şeyi bildiklerine inanırlar. Araştırmazlar, sorgulamazlar. Bildiklerinin doğru olduklarına emindirler. Tutarlılık gibi bir endişeleri yoktur. Kararlarını önce verip, olan biteni bu kararlara uydurmak için çarpıttıklarından aynı soruya her gün farklı yanıt verirler. İlkeller saygısızdır, cazgırdır. Beğenmedikleri herşeye bağırır, çağırırlar. Laf ebeliği yaparlar, karşısındakileri bastırmaya çalışırlar. İlkeller korkaktırlar. Ortama uyarlar, etrafındakileri memnun edecek şeyleri yapar, söyler, etrafındakilerin hoşuna gitmeyecek şeyleri yapmaz, söylemezler.
Yani ilkel insanın ilkeleri değil inandıkları vardır, etrafındaki hiç bir şeyi sorgulamaz, her şeyi bildiğine inandığım için muhakeme etmez, tutarsız olacağına aldırmadan kendisine yakın insanları her zaman haklı, karşı insanları her zaman haksız kabul eder, eğer korkmuyorsa, ağzına geleni de saygısızca söyler.
Şimdi....
Farz edelim ki Tayyip eline bir tomar kağıt alıp, kürsüden Kemal'in oğluna, dünürüne vergi kaçakçısı anlamına gelebilecek, aslen hiç bir temele kanıta dayanmayan şeyler söylemiş olsun.
Bugün bu para transferleri hukuksuz diyen kaç CHP'li bu olayda gerçekten bir hukuksuzluk olabilir, bugün genel başkanımızın akrabalarına iftira atıldı diyen kaç AKP'li de rakibimin akrabalarını temelsiz biçimde şaibe altında bıraktık derdi?
Dış güçleri, Amarikayı falan suçlamadan bu soruyu bir cevaplayalım önce...
İşte milletimin içler acısı hali. AKP'lisi de, CHP'lisi de aynı, hepsi ilkel, ukala, tutarsız, ilkesiz, korkak, cazgır, ve saire...
-
N'oldu babacım o "önemli" adım? Bekleyecekmiyiz daha? Yeni belgelerini mi kaybettin? Ne söyleyeceğini mi unuttun?
Söyle çocuğum ne oldu sana da yine kafan karıştı?
Swift makbuzlarına damga mı basmamışlar? Yoksa bir buçuk milyonluk tazminat davası mı sarstı seni?
Halbuki sen anlarsın bu işlerden. Koca maliyecisin.
Yine de bir özetleyeyim.
Borç sola, alacak sağa. Debit-Credit yani.
Para gelirse iyi, giderse kötü.
En kötüsü ise gelen pataya gitti demek. Aman dikkat, çuvallama. Yoksa gülerler adama.
Bu dünyanın adaleti yok biliyorsun. Halbuki senin de bol bol söylediğin gibi adalet mülkün temelidir.
Hak hukuk adalet. Borç, alacak, adalet.
Hayat böyle birşey işte.
Şimdi yine ortadan kaybol.
Unutur seni bu çav bella kızanlar. Yediklerinde protein eksikliği var. İki yüz elli milyar doları bırak unutmayı, anlamamışlardı bile.
Bırak biraz, lay low, çıkarma sesini, gelirsin sonra hamurabi ne demiş diye...
Bana yazık, bir ben salak dert ettim bu işi niyeyse.
Senin yerine ben utanıyorum işte.
-
Bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum. Herkes kendi takdir etsin.
Tezcan televizyona çıktı ve...
"Ooooo! Biz bu paralar gitti zannediyorduk, daha da ilginci meğer gelmiş!"
...gibisinden bir şey söyledi. Çok geveledi ama benim anladığım, para gitmemiş, gelmiş. Çünkü sonrasında bu satılan şirketin mali değeri gerçekten bu muydu falan diyor. Bir de paranın gelmesi daha da ciddi bir şaibeymiş tonunu kullanıyor.
Malumu bir daha yazayım da vicdanım rahat etsin. Hatta Kemal abi gibi numaralandırayım.
Biiiiir:
Siz değil miydiniz vergi vermemek için bunlar para kaçırıyor diye ortalığı ayağa kaldıran? Adamlar para getirince bu sefer para getirmek mi kötü oldu?
İkiiiii:
Siz elinizdeki dekontlara bakıp, para gelmiş mi, gitmiş mi anlayamayacak kadar bu işi bilmiyorsanız, genel başkanınız niye bunları sallayarak kürsüden cengaverlik yaptı?
-
Allah bu herşeyi bilen soytarıları davul etsin, bana Tayyip'i savunduruyorlar...
Bir sterlinglik şirkete milyonlarca dolar gelmişmiş.
Gelir babacım.
Özellikle limited şirketler çok düşük sermayelerle kurulabilir. Her neresi ise Man Adalarında demek limit bir sterlingmiş..
Bu tamamen kanuni. Her zaman da yapılan bir uygulama.
Milyarlık büyük şirketler bile oyuncak sermayeyle limited şirket kurarlar.
Bir şirketin ticari işlemlerinin hacmi sermayesi ile ilgili değildir (Bankalar, sigortacılar gibi bir kaç iş alanı istisna, zaten bunlar limited şirket de olamaz çoğu ülkede, neyse ticaret hukuku ile başınızı şişirmeyeyim).
Bir sterlinglik şirkete milyonlarca dolar ödemişler! Evraka diye Arşimetlik yapmayın. Sazan statüsüne düşersiniz. Tamamen kanuni, hiç bir marazı yok.
Dünyanın hiçbir yerinde para kazanmak, başka ülkelerde yatırım yapmak da suç değil. Adamın akrabaları itibarımıza saldırı var diye dava açsa yeri.
Arşimet'liği, bu paraların kanuni yoldan kazanılmadığını, bu transferlerin kanuni yollardan yapılmadığını ispatlayabilirsen, o zaman yapacaksın. Öyle banko dekontu sallamakla olmaz.
Akepe bu belgelere sahte diyor. Eğer bunlar cidden sahteyse, canınızı alırlar tazminat davalarıyla ey aslan sosyaldemokratlar.
Benden söylemesi...
-
Bana Tayyip'in yurt dışındaki banka hesabını göster hacı, bırak amcasını, dünürünü.
Adam sana dedi ki, yurt dışında bir kuruş param yok, ispatla istifa edeyim. Sen de ispatlayacağım dedin, oğlu, dünürü, eniştesi diyorsun.
Bilal'in bırak yurt dışını, yurt içinde milyonlarca doları var zaten. Paranın nereden geldiği ile ilgili problemin varsa, de ki senin oğlunun açıklayamadığı serveti var. Ya da senin oğlun yurt dışına para göndermiş.
Yurt dışına para göndermek de suç değil. Herkes yurt dışına para gönderiyor.
Eğer bu paranın gayrı kanuni bir yere, ya da gayri kanuni bir şekilde transfer edildiğini idda ediyorsan, suç duyrusunda bulun amca, enişte, dünür için.
İşin aslı, vergi cennetinde de şirket açmalı suç değil.
Bu yazıyı okuyanlar, eğer cebinizde iki milyon olsaydı, o parayla verginin yüzde otuz olduğu bir ülkede mi, yüzde beş olduğu bir ülkede mi açardınız şirketinizi. Ama konumuz bu değil.
Tekrar özetleyelim.
Sen ne dedin?
"Yurt dışında paran var."
Adam ne dedi?
"Yurt dışında param yok. İspatla, istifa edeyim."
Sen ne dedin?
"Ama senin amcan, dünürün, oğlun..."
Bırak bu işleri babacım.
Hani bir laf vardır ya, halamın bilmemnesi olsaydı eniştem olurdu diye...
Tayyip'e gıcıklar diye şakşakçıların sana "Aferin Kemal, nasıl geçirdi, şırrrak diye tokat gibi patlatdı" falan diyecekler ama, işin gerçeği, boş konuşuyorsun be yavrum.
Ama dinliyorlar seni ya... Problem orada işte.
Hadi yavrum, görüşürüz bir sonraki zırvanda.
Unutmadan... Adaletsiz ülke susuz havuza benzer.
Size de çav bella sevgili her şeyi bilen aydınlar 👋👋 Ben, aklı olan hiçbir siyasetçinin kendi adına başka bir ülkede banka hesabı açıp, parasını bu hesaba aktaracağını düşünmüyorum.
Sizce Tayyip, eline pasaportunu alıp UBS Zürih şubesine gitti ve "Bana bir hesap açın" mı dedi?
Sonra da parasını bu hesaba havale edip, hesap cüzdanını Sümeyye yerine yanlışlıkla Kemal'e mi faksladı da bizimki yarın bize belge gösterecekmiş...
Londra'da üç sermayedara ödediğimiz iki yüz elli milyar doları açığa çıkardıktan sonra, bir de Tayyibin bu banka hesabını kıvırırsa Kemal kesin hükümeti düşürür valla!
Haydi Gandi Kemal! Adalet mülkün temelidir!
Beynim acıyor bu zırvaları duyunca arkadaşlar. Ama artık Kemal'e de kızamıyorum.
Taraftarının çoğu zeka abidesi, köküne kadar yiyiyor bunları. O sallamasın da ne yapsın...
En son Gürsel de topa girip, yarın mutlaka Kılıçdaroğlunu izleyin demiş. Boynumuz kıldan ince, izleyeceğiz artık. Kemalin Nobel ödülünü de arada verir bakarsınız 😛
Yalnız nolur belge diye kendileri kadar zeki bir gazetenin haberini veya köşe yazısını ya da Bilal'in İstanbul Cenevre uçak biletini göstermesinler.
İnanın ruh sağlığım müsait değil 🙏
Heyecanla bekliyoruz. İyi geceler ve Çav Bella, sevgili aydınlar.
-
Neyse...
Derdim bu etik değil bahanesini yiyen zihniyet.
Bir eylem eğer yasalar tarafından suç sayılmışla suçtur. Sayılmamışsa suç değildir.
Yasalar yazılıdır. Herkes okur ve çoğunluk bu yasaların ne anlama geldiği hakkında aynı fikri taşır.
Cehapelilerin yapıp, tanımı gereği her şeyi bilen, kendisine doğru gibi gelen herşeyi tartışmasız doğru sayan sözde aydınların atladığı bu tanım, bir hukuk devletinin altını oymanın en güzel yöntemidir.
Yani bir eylemin doğruluğunu, haklılığını ve geçerliliğini yazılı hukuktan alıp, herkese göre farklı, muğlak ve subjektif bir kritere tabi tutarak değerlendirmek çok tehlikeli bir tercihtir.
Etik demek ahlaki demektir diye başlayalım.
Görüyor musunuz iş nereye gidiyor?
Yasaları bırakıp, bir eylemin yargısını ahlaka bağlarsak, akşam evde bir kadeh rakı içen her çav bella aydını suçlu diye damgalayıp, hapse atabiliriz.
İçki içmek, hem de toplumun çoğunluğu tarafından ahlaksız, ya da etik olmayan bir eylemdir. Karşı cinsle evlenmeden ilişki yaşamak, karma eğitim, camiye gitmemek gibi bir çok eylem toplumun çoğunun etik değerlendirmesini geçemeyebilir.
Bazılarınız bana dönüp bu başka, Man adalarındaki etiklik problemi başka diyecekler. Ben de bunlara hayır aynı şey diyeceğim. Onlar da bana akepeli diyecekler. Ben de onlara s.ktirin gidin diyeceğim. Bunları yazıyorum ki bu aşamaları hızlıca geçip, sadede gelelim.
Eğer bir eylem suç ise bu kanunla tanımlanır. Kanunla tanımlanmamışsa suç değildir. Nokta.
Tavsiyem, sadece kulaklarına doğru gibi geldiği için, düşünmeden (nasıl şaşırdım, bir bilseniz) atlayıp, sonuçlara varanları boşverip, "etiğimizi" koruyarak adil ve uygar bir davranış gösterelim.
Dünyadan bihaber tuhaf bir siyasetçi kürsüye çıkıp zırvaladığı için kıçını kurtaracak diye Pandora'nın kutusunu açıp, temel insani değerlerimizi tartışmaya açmayalım.
Ben söyleyeyim de...
-
Ne biçim bir adammış bu ya? Hala inanmakta güçlük çekiyorum.
Şabalak herif, bir tomar kağıdı sallaya sallaya kendini yırttı. Bunlar vergi cennetlerine para kaçırıyor diye.
Sonradan iş yurt dışından para geliyor, bunlar kara para aklıyorlara döküldü.
Şimdi para iki Türk bankası arasında gidip gelmiş, iş bir sterling'lik şirket nasıl bu kadar para bulmuşa döndü...
Be utanmaz adamlar.
Madem problem bir sterling'lik şirket nasıl bu kadar para bulduydu da....
Ne diye vergi kaçırıyorlar diye kendinizi yırttınız? Ne diye kara para aklıyor diye kendinizi yırttınız?
Hiç mi utanmanız yok?
Hiç mi yüzünüz kızarmadı?
İlkokul çocuğu bile ödevini yapmadığında böyle hıyar duruma düşmez, o bile sizden iyi bahane bulur.
Bütün bu olan bitende, bir emekli öğretmen milyonlarca doları nereden bulur gibi geçerli tek bir soru vardı. Artık sorsanız bile bu saatten sonra ciddiye alan çıkmaz.
Git evine artık, bu iş olmuyor...
-
Uygar insan ilkelidir. Uygar insan kuşkucudur. Uygar insan sorgular. Uygar insan muhakeme yeteneğine sahiptir. Uygar insan tutarlıdır. Uygar insan saygılıdır. Uygar insan çekincesizdir. Uygar insan düşündüğünü söyler.
Yani uygar insan ilkeleri çerçevesindeki herşeyi sorgular, hiçbir şeyi peşinen doğru kabul etmeden muhakeme eder ve muhattabı kim ve ne olursa olsun tutarlı biçimde düşüncesini saygı çerçevesinde korkmadan dile getirir.
Üçüncü sınıf ilkel kabile toplulukları fanatiktir. Her şeyi bildiklerine inanırlar. Araştırmazlar, sorgulamazlar. Bildiklerinin doğru olduklarına emindirler. Tutarlılık gibi bir endişeleri yoktur. Kararlarını önce verip, olan biteni bu kararlara uydurmak için çarpıttıklarından aynı soruya her gün farklı yanıt verirler. İlkeller saygısızdır, cazgırdır. Beğenmedikleri herşeye bağırır, çağırırlar. Laf ebeliği yaparlar, karşısındakileri bastırmaya çalışırlar. İlkeller korkaktırlar. Ortama uyarlar, etrafındakileri memnun edecek şeyleri yapar, söyler, etrafındakilerin hoşuna gitmeyecek şeyleri yapmaz, söylemezler.
Yani ilkel insanın ilkeleri değil inandıkları vardır, etrafındaki hiç bir şeyi sorgulamaz, her şeyi bildiğine inandığım için muhakeme etmez, tutarsız olacağına aldırmadan kendisine yakın insanları her zaman haklı, karşı insanları her zaman haksız kabul eder, eğer korkmuyorsa, ağzına geleni de saygısızca söyler.
Şimdi....
Farz edelim ki Tayyip eline bir tomar kağıt alıp, kürsüden Kemal'in oğluna, dünürüne vergi kaçakçısı anlamına gelebilecek, aslen hiç bir temele kanıta dayanmayan şeyler söylemiş olsun.
Bugün bu para transferleri hukuksuz diyen kaç CHP'li bu olayda gerçekten bir hukuksuzluk olabilir, bugün genel başkanımızın akrabalarına iftira atıldı diyen kaç AKP'li de rakibimin akrabalarını temelsiz biçimde şaibe altında bıraktık derdi?
Dış güçleri, Amarikayı falan suçlamadan bu soruyu bir cevaplayalım önce...
İşte milletimin içler acısı hali. AKP'lisi de, CHP'lisi de aynı, hepsi ilkel, ukala, tutarsız, ilkesiz, korkak, cazgır, ve saire...
-
N'oldu babacım o "önemli" adım? Bekleyecekmiyiz daha? Yeni belgelerini mi kaybettin? Ne söyleyeceğini mi unuttun?
Söyle çocuğum ne oldu sana da yine kafan karıştı?
Swift makbuzlarına damga mı basmamışlar? Yoksa bir buçuk milyonluk tazminat davası mı sarstı seni?
Halbuki sen anlarsın bu işlerden. Koca maliyecisin.
Yine de bir özetleyeyim.
Borç sola, alacak sağa. Debit-Credit yani.
Para gelirse iyi, giderse kötü.
En kötüsü ise gelen pataya gitti demek. Aman dikkat, çuvallama. Yoksa gülerler adama.
Bu dünyanın adaleti yok biliyorsun. Halbuki senin de bol bol söylediğin gibi adalet mülkün temelidir.
Hak hukuk adalet. Borç, alacak, adalet.
Hayat böyle birşey işte.
Şimdi yine ortadan kaybol.
Unutur seni bu çav bella kızanlar. Yediklerinde protein eksikliği var. İki yüz elli milyar doları bırak unutmayı, anlamamışlardı bile.
Bırak biraz, lay low, çıkarma sesini, gelirsin sonra hamurabi ne demiş diye...
Bana yazık, bir ben salak dert ettim bu işi niyeyse.
Senin yerine ben utanıyorum işte.
-
Bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum. Herkes kendi takdir etsin.
Tezcan televizyona çıktı ve...
"Ooooo! Biz bu paralar gitti zannediyorduk, daha da ilginci meğer gelmiş!"
...gibisinden bir şey söyledi. Çok geveledi ama benim anladığım, para gitmemiş, gelmiş. Çünkü sonrasında bu satılan şirketin mali değeri gerçekten bu muydu falan diyor. Bir de paranın gelmesi daha da ciddi bir şaibeymiş tonunu kullanıyor.
Malumu bir daha yazayım da vicdanım rahat etsin. Hatta Kemal abi gibi numaralandırayım.
Biiiiir:
Siz değil miydiniz vergi vermemek için bunlar para kaçırıyor diye ortalığı ayağa kaldıran? Adamlar para getirince bu sefer para getirmek mi kötü oldu?
İkiiiii:
Siz elinizdeki dekontlara bakıp, para gelmiş mi, gitmiş mi anlayamayacak kadar bu işi bilmiyorsanız, genel başkanınız niye bunları sallayarak kürsüden cengaverlik yaptı?
Bu adam hanı maliyeciydi?
Hani anlardı bu işlerden?
Hatta hani garanti olsun diye araştırma yapması için partilileri göndermişti?
Bir para gelmiş mi, gitmiş mi anlayamamış mı bu bu maliye dehaları?
Mazallah iktidar olsalar, ihracat yaptıklarında para geldiğinde ödeme yaptık mı zannedecekler?
Bunlara tavsiyem, bundan sonra milyonların önüne çıkıp bağırıp çağırmadan "belgelerini" bir banka memuruna gösterip, sorsunlar, para gitti mi, geldi mi diye...
Tezcan bir de para bir gitmiş, bir gelmiş diyor. Ne demek istediğini valla anlamadım, herhalde her swift işleminde bulunan muhabir bankaya paranın giriş ve çıkışını kastediyor. Eğer buysa, çok daha vahim. Bunlar hiç bir şeyden anlamıyor, hiç bir şeyi araştırmamış demek. Kemal efendi kağıtlara sazanlayıp, fırlamış kürsüye.
Ondan sonra da bütün konuşmayı Tayyip'in o evraklar sahte lafına bağlayıp, kıçlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
Ben Tayyip'in yerinde olsam, siz para çıkmış, işte belgeleri dediniz, para çıkmadığını bildiğim için bu evraklar sahtedir diye düşündüm derim.
Geçenlerde okumuştum, bütün kalbimle destekliyorum.
AKP'den kurtulmak için, önce CHP'yi kurtarmak gerek.
Çav bella arkadaşlar...
Bunlara tavsiyem, bundan sonra milyonların önüne çıkıp bağırıp çağırmadan "belgelerini" bir banka memuruna gösterip, sorsunlar, para gitti mi, geldi mi diye...
Tezcan bir de para bir gitmiş, bir gelmiş diyor. Ne demek istediğini valla anlamadım, herhalde her swift işleminde bulunan muhabir bankaya paranın giriş ve çıkışını kastediyor. Eğer buysa, çok daha vahim. Bunlar hiç bir şeyden anlamıyor, hiç bir şeyi araştırmamış demek. Kemal efendi kağıtlara sazanlayıp, fırlamış kürsüye.
Ondan sonra da bütün konuşmayı Tayyip'in o evraklar sahte lafına bağlayıp, kıçlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
Ben Tayyip'in yerinde olsam, siz para çıkmış, işte belgeleri dediniz, para çıkmadığını bildiğim için bu evraklar sahtedir diye düşündüm derim.
Geçenlerde okumuştum, bütün kalbimle destekliyorum.
AKP'den kurtulmak için, önce CHP'yi kurtarmak gerek.
Çav bella arkadaşlar...
-
Şimdi okudum, Kemocum cliffhanger atmış.
Atacakları son bir adım daha varmış, ama söyleyemezmiş.
Şimdi nasıl merak ettim, uyku, muyku uyuyamam artık.
Akepe su faturasını gecikmeli mi yatırmıştır, memur maaş katsayısı binde dört yerine binde üç yetmiş beş mi artırılmıştır bilinmez. Ama tilki kadar kurnaz Kemal abimden korkulur. Bulmuş, çıkartmıştır bu hayati problemi mutlaka.
İster misiniz dilini çıkarsın akepelilere...
Yapar mı yapar.
Korkulur ondan...
-
Şimdi okudum, Kemocum cliffhanger atmış.
Atacakları son bir adım daha varmış, ama söyleyemezmiş.
Şimdi nasıl merak ettim, uyku, muyku uyuyamam artık.
Akepe su faturasını gecikmeli mi yatırmıştır, memur maaş katsayısı binde dört yerine binde üç yetmiş beş mi artırılmıştır bilinmez. Ama tilki kadar kurnaz Kemal abimden korkulur. Bulmuş, çıkartmıştır bu hayati problemi mutlaka.
İster misiniz dilini çıkarsın akepelilere...
Yapar mı yapar.
Korkulur ondan...
-
Arkadaşlar, çok kastınız bu Sarraf işini. Herkes pür dikkat izliyor, sonunda Akepe'nin bir darbe alacağını falan düşünüyor...
Boş verin, bırakın bence.
Bunlara oy veren yüzde ellinin yüzde doksanı ne olduğunu bile bilmiyor. Mahkemeden çıkacak sonuca göre oy tercihini değiştirmesi falan zaten söz konusu değil. O tapeleri hatırlayın, ayakkabı kutularını falan. Orada olan bitenler, ekonomi bakanının Sarraf’dan rüşvet aldığı yönündeki iddialardan kat be kat ciddiydi, hiçbir şey olmadı, şimdi mi olacak?
Ha ne olacak derseniz, dananın kuyruğu dışarda kopacak. Uzun zamandır yazıyorum, Türkiyeye ambargolar, yaptırımlar gelecek. Ekonomi batacak, taş devrine döneceğiz. Ama bu her halukarda olacak zaten, Sarrafa falan gerek yok, olsa olsa başlatıcı ya da hızlandırıcı bir etkisi olabilir.
Bunları da hüloooğğğların zaten anlama şansı yok. Ama bizde eşek şansı vardır, belki birşeyler olur, bir Atatürk daha çıkar falan da yırtarız.
Batana yada yırtana kadar zaten yapacağımız bir şey yok.
O yüzden stresi bırakalım.
Oturup izleyelim...
Bakın Kemal efendi bizi eğlendiriyor işte. Oturun dinleyin çav bella sosyaldemokratları. Şifreli falan da değil, bedava izlemesi...
-
Sarhoş bir senaristin yazdığı bir senaryo gibi bu CHP'nin belgeleri.
Olayın doğasına aykırı olan bitenler.
Bir taraf diğerini suçlamak için belgelerim var diyor, suçlanan n'olur belgeleri göster diyor, suçlayan da hayır, göstermeyeceğim diyor.
Suçlayanın tarafı da, "Haklı tabi.", "İşte böyle göstermezler belgeleri!", "Biraz daha yalvarın, gösterelim" falan diyor.
Yanlış iş yapmışım Türkiyeyi terketmekle.
Milyoner olurmuşum valla.
Bu zeka küplerini işlettiği lokantaya git, yemek ye sonra yemeğin parasını iste. Ev kirala, ev sahibi sana kira ödesin. Araba al, her ay taksitlerini topla!
Batı bundan kıskanıyor bizi işte...
-
"Bir sterlinglik şirkete vergi ödememek için milyonlarca dolar kaçırdılar" 'dan,
"Suç yok ama siyasi açıdan etik değil" 'e geldik.
Hala viyaklıyorsunuz. Hiç mi yüzünüz kızarmadı?
-
CHP suç var demedik diyor! Ayıp lan!
Vergi kaçırıyor diyen kimdi be?
-
Hah şöyle. Tosun nasıl hizaya geldi.
Öncelikle bir strelinglik şirket lafı kalkmış ortadan.
İkincisi para göndermek suçtur, vergi kaçırmaktır demiyor artık.
Ne diyor?
Bu para ticari bir faliyet sonucunda gönderilmemişse suçtur.
Güzel, hizaya daha bir geldi. Peki kanıtın var mı tosun?
Yine kendisinden dinleyelim.
Vergi uzmanları, denetçiler bu konuyu masaya yatırmalı, araştırmalı.
Aferin çocuğum.
Şimdi bir daha özetleyelim.
Bir sterlinglik limited kurmada problem var mıymış? Hayır.
Dışarı para göndermek suç muymuş? Hayır.
Bir strlinglik firmaya milyon dolar göndermek vergi kaçırmak mıymış? Hayır.
Neymiş problemimiz tosun?
Bu para transferleri legal midir, araştırmak lazımmış.
Bu söylediğin zaten her para transferi için yapılması gerekli bir şey değil mi be?
Bu kopardığın kıyametin manası neydi öyleyse?
-
Vergi 101:
Vergiden kaçmak ile vergi kaçırmak iki farklı konudur.
Vergi kaçırmak bir suçtur. Kişinin ödemesi gerekli vergiyi ödememek için sahtekarlık yapması şeklinde basitçe tanımlanabilir.
Vergiden kaçmak, yani ingilizcesiyle tax avoidence ise tamamen kanunidir. Ödemeniz gerekli vergiyi düşürmek için kanun çerçevesinde istediğinizi yapabilirsiniz.
Bir örnek.
Bir araba alırken satan adama yirmi bin lira verir, alım satım vergisini, kadeveyi, artık her ne ise, az ödemek için belgeleri on bin lira üzerinden düzenlersiniz.
Bu suçtur, sahtekarlıktır.
İkinci örneğimizde yine bir araba alalım, ama taşıt vergisini az ödemek için yüksek hacimli bir motor yerine düşük hacimli bir motor seçmiş olalım.
Bu vergiden kaçmaktır, ama suç mudur, siz söyleyin.
Değildir. Tamamen kanunidir, legaldir.
Kimse size "Eyyy vatan haini, niye vergi kaçırmak için düşük silindirli araba aldın?" diyemez. "S.ktir lan..." dersiniz.
Ama kabile kafası almıyor işte. Hala "Niye Man adalarında şirket kurdun? Niye vergi kaçırdın?" diyor.
Yabancı ülkede az vergi ödemek için şirket kurmak bir suç değildir.
Ülke yöneticilerinin akrabalarının, çocuklarının da para kazanması suç sayılmaz, yeterki kanun içinde hareket etsinler.
Kabile kafası diyorum da, aslında "kafa" lafın gelişi.
Anlamıyor.
Yandaş kafasıyla olayda bir sahtekarlık olduğunu "hissediyor" ya, bu demektir ki bir sahtekarlık vardır. Ulu zeus yanılmış olamaz. O her şeyi bilir...
"Vatan hani! Bir sterling'e şirket kurmuş! Vergi kaçırıyor! Çav bella!"
Kuzu bu akşam, benim öğlen yazdığımı teyit etti.
Mahkemeye verecekler bu finans dehalarını!
Ve başka gelişmeler, anlaşmalar olmazsa canlarını alacaklar. Milyonlarca lira tazminat ödeyecekler.
Tekrar ediyorum, bütün bu olan bitende bir şaibe, bir kanunsuzluk olabilir.
Ama konuşulanların hiçbirinde bir kanunsuzluk görünmüyor.
İzlemeye devam....
Boş verin, bırakın bence.
Bunlara oy veren yüzde ellinin yüzde doksanı ne olduğunu bile bilmiyor. Mahkemeden çıkacak sonuca göre oy tercihini değiştirmesi falan zaten söz konusu değil. O tapeleri hatırlayın, ayakkabı kutularını falan. Orada olan bitenler, ekonomi bakanının Sarraf’dan rüşvet aldığı yönündeki iddialardan kat be kat ciddiydi, hiçbir şey olmadı, şimdi mi olacak?
Ha ne olacak derseniz, dananın kuyruğu dışarda kopacak. Uzun zamandır yazıyorum, Türkiyeye ambargolar, yaptırımlar gelecek. Ekonomi batacak, taş devrine döneceğiz. Ama bu her halukarda olacak zaten, Sarrafa falan gerek yok, olsa olsa başlatıcı ya da hızlandırıcı bir etkisi olabilir.
Bunları da hüloooğğğların zaten anlama şansı yok. Ama bizde eşek şansı vardır, belki birşeyler olur, bir Atatürk daha çıkar falan da yırtarız.
Batana yada yırtana kadar zaten yapacağımız bir şey yok.
O yüzden stresi bırakalım.
Oturup izleyelim...
Bakın Kemal efendi bizi eğlendiriyor işte. Oturun dinleyin çav bella sosyaldemokratları. Şifreli falan da değil, bedava izlemesi...
-
Sarhoş bir senaristin yazdığı bir senaryo gibi bu CHP'nin belgeleri.
Olayın doğasına aykırı olan bitenler.
Bir taraf diğerini suçlamak için belgelerim var diyor, suçlanan n'olur belgeleri göster diyor, suçlayan da hayır, göstermeyeceğim diyor.
Suçlayanın tarafı da, "Haklı tabi.", "İşte böyle göstermezler belgeleri!", "Biraz daha yalvarın, gösterelim" falan diyor.
Yanlış iş yapmışım Türkiyeyi terketmekle.
Milyoner olurmuşum valla.
Bu zeka küplerini işlettiği lokantaya git, yemek ye sonra yemeğin parasını iste. Ev kirala, ev sahibi sana kira ödesin. Araba al, her ay taksitlerini topla!
Batı bundan kıskanıyor bizi işte...
-
"Bir sterlinglik şirkete vergi ödememek için milyonlarca dolar kaçırdılar" 'dan,
"Suç yok ama siyasi açıdan etik değil" 'e geldik.
Hala viyaklıyorsunuz. Hiç mi yüzünüz kızarmadı?
-
CHP suç var demedik diyor! Ayıp lan!
Vergi kaçırıyor diyen kimdi be?
-
Hah şöyle. Tosun nasıl hizaya geldi.
Öncelikle bir strelinglik şirket lafı kalkmış ortadan.
İkincisi para göndermek suçtur, vergi kaçırmaktır demiyor artık.
Ne diyor?
Bu para ticari bir faliyet sonucunda gönderilmemişse suçtur.
Güzel, hizaya daha bir geldi. Peki kanıtın var mı tosun?
Yine kendisinden dinleyelim.
Vergi uzmanları, denetçiler bu konuyu masaya yatırmalı, araştırmalı.
Aferin çocuğum.
Şimdi bir daha özetleyelim.
Bir sterlinglik limited kurmada problem var mıymış? Hayır.
Dışarı para göndermek suç muymuş? Hayır.
Bir strlinglik firmaya milyon dolar göndermek vergi kaçırmak mıymış? Hayır.
Neymiş problemimiz tosun?
Bu para transferleri legal midir, araştırmak lazımmış.
Bu söylediğin zaten her para transferi için yapılması gerekli bir şey değil mi be?
Bu kopardığın kıyametin manası neydi öyleyse?
-
Vergi 101:
Vergiden kaçmak ile vergi kaçırmak iki farklı konudur.
Vergi kaçırmak bir suçtur. Kişinin ödemesi gerekli vergiyi ödememek için sahtekarlık yapması şeklinde basitçe tanımlanabilir.
Vergiden kaçmak, yani ingilizcesiyle tax avoidence ise tamamen kanunidir. Ödemeniz gerekli vergiyi düşürmek için kanun çerçevesinde istediğinizi yapabilirsiniz.
Bir örnek.
Bir araba alırken satan adama yirmi bin lira verir, alım satım vergisini, kadeveyi, artık her ne ise, az ödemek için belgeleri on bin lira üzerinden düzenlersiniz.
Bu suçtur, sahtekarlıktır.
İkinci örneğimizde yine bir araba alalım, ama taşıt vergisini az ödemek için yüksek hacimli bir motor yerine düşük hacimli bir motor seçmiş olalım.
Bu vergiden kaçmaktır, ama suç mudur, siz söyleyin.
Değildir. Tamamen kanunidir, legaldir.
Kimse size "Eyyy vatan haini, niye vergi kaçırmak için düşük silindirli araba aldın?" diyemez. "S.ktir lan..." dersiniz.
Ama kabile kafası almıyor işte. Hala "Niye Man adalarında şirket kurdun? Niye vergi kaçırdın?" diyor.
Yabancı ülkede az vergi ödemek için şirket kurmak bir suç değildir.
Ülke yöneticilerinin akrabalarının, çocuklarının da para kazanması suç sayılmaz, yeterki kanun içinde hareket etsinler.
Kabile kafası diyorum da, aslında "kafa" lafın gelişi.
Anlamıyor.
Yandaş kafasıyla olayda bir sahtekarlık olduğunu "hissediyor" ya, bu demektir ki bir sahtekarlık vardır. Ulu zeus yanılmış olamaz. O her şeyi bilir...
"Vatan hani! Bir sterling'e şirket kurmuş! Vergi kaçırıyor! Çav bella!"
Kuzu bu akşam, benim öğlen yazdığımı teyit etti.
Mahkemeye verecekler bu finans dehalarını!
Ve başka gelişmeler, anlaşmalar olmazsa canlarını alacaklar. Milyonlarca lira tazminat ödeyecekler.
Tekrar ediyorum, bütün bu olan bitende bir şaibe, bir kanunsuzluk olabilir.
Ama konuşulanların hiçbirinde bir kanunsuzluk görünmüyor.
İzlemeye devam....
-
Allah bu herşeyi bilen soytarıları davul etsin, bana Tayyip'i savunduruyorlar...
Bir sterlinglik şirkete milyonlarca dolar gelmişmiş.
Gelir babacım.
Özellikle limited şirketler çok düşük sermayelerle kurulabilir. Her neresi ise Man Adalarında demek limit bir sterlingmiş..
Bu tamamen kanuni. Her zaman da yapılan bir uygulama.
Milyarlık büyük şirketler bile oyuncak sermayeyle limited şirket kurarlar.
Bir şirketin ticari işlemlerinin hacmi sermayesi ile ilgili değildir (Bankalar, sigortacılar gibi bir kaç iş alanı istisna, zaten bunlar limited şirket de olamaz çoğu ülkede, neyse ticaret hukuku ile başınızı şişirmeyeyim).
Bir sterlinglik şirkete milyonlarca dolar ödemişler! Evraka diye Arşimetlik yapmayın. Sazan statüsüne düşersiniz. Tamamen kanuni, hiç bir marazı yok.
Dünyanın hiçbir yerinde para kazanmak, başka ülkelerde yatırım yapmak da suç değil. Adamın akrabaları itibarımıza saldırı var diye dava açsa yeri.
Arşimet'liği, bu paraların kanuni yoldan kazanılmadığını, bu transferlerin kanuni yollardan yapılmadığını ispatlayabilirsen, o zaman yapacaksın. Öyle banko dekontu sallamakla olmaz.
Akepe bu belgelere sahte diyor. Eğer bunlar cidden sahteyse, canınızı alırlar tazminat davalarıyla ey aslan sosyaldemokratlar.
Benden söylemesi...
-
Bana Tayyip'in yurt dışındaki banka hesabını göster hacı, bırak amcasını, dünürünü.
Adam sana dedi ki, yurt dışında bir kuruş param yok, ispatla istifa edeyim. Sen de ispatlayacağım dedin, oğlu, dünürü, eniştesi diyorsun.
Bilal'in bırak yurt dışını, yurt içinde milyonlarca doları var zaten. Paranın nereden geldiği ile ilgili problemin varsa, de ki senin oğlunun açıklayamadığı serveti var. Ya da senin oğlun yurt dışına para göndermiş.
Yurt dışına para göndermek de suç değil. Herkes yurt dışına para gönderiyor.
Eğer bu paranın gayrı kanuni bir yere, ya da gayri kanuni bir şekilde transfer edildiğini idda ediyorsan, suç duyrusunda bulun amca, enişte, dünür için.
İşin aslı, vergi cennetinde de şirket açmalı suç değil.
Bu yazıyı okuyanlar, eğer cebinizde iki milyon olsaydı, o parayla verginin yüzde otuz olduğu bir ülkede mi, yüzde beş olduğu bir ülkede mi açardınız şirketinizi. Ama konumuz bu değil.
Tekrar özetleyelim.
Sen ne dedin?
"Yurt dışında paran var."
Adam ne dedi?
"Yurt dışında param yok. İspatla, istifa edeyim."
Sen ne dedin?
"Ama senin amcan, dünürün, oğlun..."
Bırak bu işleri babacım.
Hani bir laf vardır ya, halamın bilmemnesi olsaydı eniştem olurdu diye...
Tayyip'e gıcıklar diye şakşakçıların sana "Aferin Kemal, nasıl geçirdi, şırrrak diye tokat gibi patlatdı" falan diyecekler ama, işin gerçeği, boş konuşuyorsun be yavrum.
Ama dinliyorlar seni ya... Problem orada işte.
Hadi yavrum, görüşürüz bir sonraki zırvanda.
Unutmadan... Adaletsiz ülke susuz havuza benzer.
Size de çav bella sevgili her şeyi bilen aydınlar 👋👋 Ben, aklı olan hiçbir siyasetçinin kendi adına başka bir ülkede banka hesabı açıp, parasını bu hesaba aktaracağını düşünmüyorum.
Sizce Tayyip, eline pasaportunu alıp UBS Zürih şubesine gitti ve "Bana bir hesap açın" mı dedi?
Sonra da parasını bu hesaba havale edip, hesap cüzdanını Sümeyye yerine yanlışlıkla Kemal'e mi faksladı da bizimki yarın bize belge gösterecekmiş...
Londra'da üç sermayedara ödediğimiz iki yüz elli milyar doları açığa çıkardıktan sonra, bir de Tayyibin bu banka hesabını kıvırırsa Kemal kesin hükümeti düşürür valla!
Haydi Gandi Kemal! Adalet mülkün temelidir!
Beynim acıyor bu zırvaları duyunca arkadaşlar. Ama artık Kemal'e de kızamıyorum.
Taraftarının çoğu zeka abidesi, köküne kadar yiyiyor bunları. O sallamasın da ne yapsın...
En son Gürsel de topa girip, yarın mutlaka Kılıçdaroğlunu izleyin demiş. Boynumuz kıldan ince, izleyeceğiz artık. Kemalin Nobel ödülünü de arada verir bakarsınız 😛
Yalnız nolur belge diye kendileri kadar zeki bir gazetenin haberini veya köşe yazısını ya da Bilal'in İstanbul Cenevre uçak biletini göstermesinler.
İnanın ruh sağlığım müsait değil 🙏
Heyecanla bekliyoruz. İyi geceler ve Çav Bella, sevgili aydınlar.
-






